Kadınların Korkulu Rüyası; Meme Kanseri

Evet başlığı böyle attık ama,bu durum eskidendi;şimdi meme kanseri olmaktan değil, geç kalmaktan korkmak gerekir.

Meme kanseri kadınlar arasında en sık görülen kanser tipidir.Avrupa’da yılda 180 bin,ABD’de yılda 184 bin yeni meme kanseri teşhis edilmektedir.Meme kanseri sıklığı ülkeden ülkeye farklılık göstermektedir.Hawai,Kaliforniya,Kanada  görülme sıklığı yönünden ilk sıralarda yer alırken,Japonya’da bu oran çok düşüktür.Amerika’ya göç eden japonlarda birkaç nesil sonra oranlar Amerika seviyesine gelmektedir.Bu da çevresel faktörlerin bu hastalığın oluşumunda önemli rol oynadığını göstermektedir.Bazı ailelerde meme kanserinin sık görülmesi bazı genetik faktörlerin de bu hastalıkta rolü olduğunu düşündürmektedir.Bazı genlerdeki mutasyonların meme kanserine yolaçtığı artık kesin olarak bilinmektedir.Yakın akrabalarında meme kanseri olan kadınlarda meme kanserine yakalanma riskinin bir miktar arttığını artık biliyoruz.

Meme kanseri oluşumunu kısmen kolaylaştırdığı düşünülen bazı durumlar vardır.Bunlar kanserin direkt sebebi değildir ancak olmaları durumunda meme kanseri oluşum oranlarının bir miktar arttığı gösterilmiştir. Nedir bunlar;  menopoz sonrası eksilen hormonları yerine koyma tedavisi.Uzun sürdükçe meme kanseri riskinin arttığı yönünde çalışmalar vardır.Diğer bir faktör; aşırı yağlı beslenme, bu da meme kanseri riskini arttırıyor. Uzun süreli doğum kontrol hapı kullanımı,alkol tüketimi,iyonizan radyasyon gibi faktörlerin riski arttırdığı gösterilmiştir.A vitamininin,fiziksel aktivitenin ise meme kanseri riskini azalttığı ispatlanmıştır.Bazı memenin iyi huylu hastalıkları da meme kanseri riskini arttırmaktadırlar.

Gelişmiş ülkeler bu hastalığı bir toplum sorunu olarak kabul etmişler ve meme kanseri erken tanısı için birtakım tarama programları oluşturmuşlardır.Buna göre hiçbir şikayeti olmayan kadınlar için önerilen taramaya başlama yaşı 40 olarak öngörülmüştür.Bu yaştan itibaren yılda bir kez fizik muayene,mammografi ve ultrasonografi yapılarak kadınların takip edilmesi, meme kanserinin erken teşhisi ve böylece sağkalım oranlarının arttırılması sağlanabilmektedir.Kendi kendini muayene etme birçok kuruluş tarafında önerilmekle beraber,şahsen bu yöntemin ne kadar etkili olabileceği konusunda kendimi çok ikna edemedim.Mammografi cihazlarında teknoloji çok ilerlemiş,çekim sırasında verilen radyasyon dozu çok düşmüştür.Bu sebeple tarama sırasında çekilen mammografilerin meme kanserine yolaçması gibi bir olasılık yok gibidir.Çeşitli nedenlerle mammografi meme kanserinin %10-15’ini tespit edemeyebilir!!!Ancak yine de mammografi taramanın esasıdır.Gerek görülen hastalarda ilave olarak ultrasonografi ve meme mr yapılır.Bütün bu tetkiklerin yeri ayrıdır, birinin gösterdiği bulguyu diğeri göstermeyebilir.Hepsinin yetersiz kaldığı olgular vardır.Burada bir anımı anlatayım;yaklaşık onbeş yıl önceydi.Bir hastamı muayene ettim,mammografisini çektirdim.Memesinde hiçbir sorun görünmüyordu herşey temizdi.Hasta gitti, üç ay sonra memesinde kocaman bir tümörle geldi.O zamanki şaşkınlığımı unutamıyorum,gözden bir şey mi kaçtı diye eski filmlerine ve raporlarına tekrar baktım,yok herşey gayet temiz ve normaldi.İşte bazen mammografi de tümörü göremiyebiliyor.

Meme kanserinin genellikle ilk belirtisi memedeki ağrısız bir kitledir.Kansere bağlı kitle genellikle sert ve sınırları düzensiz olup hareketlidir,ancak bazen ilerlemiş olgularda bu hareket kaybolmuştur, kitle cilde veya göğüs duvarına yapışmıştır.Bu hastaların az bir kısmında meme başı akıntısı olabilir.Hastaların %2 gibi  bir kısmında kanser meme başında ekzema görünümünde olabilir.Meme kanserlerinin %2 gibi bir kısmında ise kanser memede iltihap şeklinde kendini gösterebilir.Herhangi bir mammografik ve ultrasonografik bulgu vermeyen kanser ise çok seyrek olmakla birlikte vardır.

Memede  film görüntüleri ve muayene ile şüpheli bir kitle farkedildiğinde yapılması gereken biopsidir.Eskiden açık ameliyat şeklinde biopsiler yapardık,ama şimdi kalın iğneler kullanılıyor. Hastaya anestezi vermeden sadece ultrason eşliğinde iğne batırarak küçük bir doku alınıyor ve teşhiş konuluyor.Veya bazen de kitlenin durumuna göre ince iğne biopsisi veya telle işaretleme ile kitlenin çıkarılması işlemi yapılır.

Kitle patoloğa gider burada yapılan inceleme ile teşhis konulur.Klinik ve laboratuar yöntemleri ile kitlesinin iyi huylu olduğu düşünülen her yedi hastanın birinde kanser,yine aynı biçimde kanser olduğu düşünülen her üç hastadan birinde iyi huylu lezyon bulunmuştur.Bu bakımdan biopsi sonucu çok önemlidir.

Biopsi sonucu kanser olarak geldikten sonra biz hastalığın yayılımının ne durumda olduğunu anlamak için bir evreleme yaparız.Burada amaç kanser sadece memede mi,yoksa koltukaltına sıçramış mı,ya da daha ileri bir aşama olan tüm vücuda yayılmış mı,buna bakarız.Çünkü bütün bu durumlarda tedavi değişir.

İlk durumu ele alalım; memede kanser olduğunda genellikle koltukaltında durumun nasıl olduğu tam kesinlikle bilinemez.Bu durumda sentinel lenf nodu işaretlemesi yapılır.Ameliyatta özel birtakım maddeler verilerek koltukaltındaki tümöre en yakın lenf nodu işaretlenir,bu lenf nodu çıkarılır patolojiye yollanır.Patoloji frozen inceleme yapar, eğer bu lenf nodunda tümöre rastlanırsa koltukaltı lenf nodları tamamen temizlenir.Ayrıca memedeki tümör çapı uygunsa tümör ve çevresindeki bir kısım sağlam doku çıkarılır.Meme tamamen alınmaz.Eğer ilk lenf nodunda kansere rastlanmazsa sadece memedeki tümör ve çevresi alınır,koltukaltına hiç dokunulmaz.

İkinci durum tümörün biraz daha ilerlemiş olduğu durumdur.Bu durumda önce kemoterapi ve radyoterapi yapılır, tümör küçültülür,büyük bir olasılıkla ameliyat edilebilir.Daha sonra yine kemoterapi ve radyoterapi yapılıp tedaviye devam edilir.

Üçüncü durum ise tümörün tüm vücuda yayılmış olduğu durumdur.Burada herhangi bir cerrahi müdahele yapılamaz,hasta kemoterapi almak üzere onkolojiye gönderilir.

Meme kanseri tedavisi son yıllarda çok gelişme göstermiştir.Bundan yirmi yıl önce meme kanserinde tüm memeyi alırdık.Yine de hastalarımızın büyük çoğunluğu 3 yılı geçemezlerdi.Şimdi ise tedaviden sonra sağkalım onyıllarla ifade ediliyor.Burada önemli olan erken teşhis ve tedavidir.

Op.Dr.Enis Gümüştekin